VERİTABANINA SIKIŞAN ADAM
Bir tatil günümdü sıcak kahvemi almış yudumluyordum bir anda telefon çaldı beni iş yerinden çağırıyorlardı. Gitmekten başka çarem yoktu elbiselerimi giydim yola çıktım. Biraz trafik vardı, yoğun trafik gecikmememe sebep olmuştu, azar işitmeme rağmen bana ihtiyaçları vardı ve benden başka kurtuluşları yoktu. Bu büyük firmanın teknik arızalarından anlayan bir ben vardım. Veritabanında bir sorun vardı diğer teknisyenler düzeltemeyince de beni çağırmışlardı. Sistemden çok iyi anlamama rağmen ilginç bir hata alıyordum. Daha önce karşılaştığım hiçbir duruma benzemiyordu. Veritabanını düzeltmek için 4 adet kabloyu da sırasına göre değiştirmem gerekiyordu. Bu değişimi belli bir sıra ile gerçekleştirmem lazımdı en ufak hata milyon dolarlık zarara sebep olabilirdi. Sırası ile önce sarı daha sonra kırmızı kabloyu hatasızca değiştirdim son sırayı hatırlamıyordum ve bu arıza dışında benden başka bilgisi olan kişi yoktu. Uzun süre düşündükten sonra yeşil kabloyu değiştirmem gerektiğine karar verdim. Kabloyu nazikçe yerinden söktüm. Kablonun bir ucunu bağladım diğer ucunu tam bağlayacağım sırada korkunç bir gürültü eşliğinde ortalık karanlığa boğuldu. Çevremdeki meraklı bakışlar gitmişti bir şeylerin etrafımda dolaştığını hissediyor fakat kımıldayamıyordum. Kulağımda çınlama vardı adeta beynimi tırmalıyordu saçlarımı çekerek diz üstü yere çömeldim bu sese dayanamıyordum.Çınlamaya daha fazla dayanamadım gözlerim karardı ve yüz üstü düşerek bayılmıştım.
Uyandığımda kendimi bir ormanın içinde buldum. Çok ilginç bir ormandı burası etrafım ilginç bitkilerle doluydu, daha önce hiç görmediğim cinsten. Kulağımdaki çınlama geçmiş olmasına rağmen kendimi çok yorgun hissediyordum. Yerden yavaşça kalktım neler olduğunu kavrayamıyordum fakat bu ortam hiçte yabancı gelmiyordu bana. Daha önce buraları gelmişim gibi hissediyordum. Beynimi yokladım tüm hayatımı düşündüm ve bulmuştum burası bilgisayarımda oynadığım bir oyunun ilk bölümü idi. Defalarca oynadığım bu oyunu nasıl olurda ilk defada hatırlayamadım diye düşünürken birden irkildim. Benim burada ne işim vardı. Böyle bir şey mümkün olamazdı yoksa olabilirmiydi?Olmuştu işte oyunun içinde idim şimdi ne yapacaktım. Bir kablo yüzünden neden böyle bir şey başıma gelmişti. Yoksa ben ölmüş müydüm yada bu bana zihnimin bir oyunumuydu. Birden olduğum yerden arkama sertçe döndüm.Gördüğüm karşısında ne yapacağımı bilemiyordum. Oyun dünyasının vazgeçilmezi Assasin’s Creed serisinin vazgeçilmez karakteri Ezio karşımda durmuş bana bakıyordu.Fakat onun bu ormanda ne işi vardı.O bu ortamın bulunduğu oyunun karakteri değildi ki.Saçmalıyordum benim burada ne işim vardı.Ezio bana sadece bakıyordu bir anda ortalığı toz bulutları kapladı silah sesleri,insan bağırışmaları neler oluyordu.Toz duman kalktığında silahlı bir takım insanların acımasızca birbirlerine ateş ettiklerini gördüm.Silah seslerini tanklardan atılan top atışları bastırıyordu. Ezio çoktan gitmişti silahlı adamları bir süre izlediğimde olayın farkına varmıştım.Bu başka bir oyun serisinin savaş sahnesi idi.Fakat bu nasıl olabilirdi.Sanal bir dünyanın içinde kalmıştım adeta.Bugüne kadar bilgisayırımda oynadığım ne kadar oyun varsa sahnelerini anı anına yaşıyordum .Kafayı yemek üzereydim bir teknik arıza gidermek için çıktığım evimden bir ormanın içine girmiştim oda yetmezmiş gibi bilgisayarımdaki oyunlar beni tutsak yapmışdı.25 yaşımda olmama rağmen binlerce oyun serisi oynamış milyonlarca bölüm geçirmiş ve sayısız oyun macerasına çıkmıştım.Belkide artık hiç uyanamayacak ömrümün geri kalanını binlerce dakika harcadığım bilgisayar oyunlarının sahnelerini teker teker izleyerek geçirecektim.Bu olamazdı, olmamalıydı.Ailem,arkadaşlarım beni aramaya çalışmayacaklar mıydı? Ben burada kalamazdım. Buradan çıkmalıydım. Bu sanal alemden kurtulmalıydım. Bir anda sertçe yere düştüğümü fark ettim. Bu sert bir düşüş olmuştu benim için, sırt üzeri öylece yerde yatıyordum. Kafamı kaldırıp etrafıma baktığımda uçsuz bucaksız bu ormanda binlerce bilgisayar oyunu karakteri amansızca kavga ediyordu.Hepsi burada idi.Canavarlar,devler,cengaverler,okçular,ejderhalar hepsi buradaydı.Kafayı yemek üzeydim bu nasıl olabilirdi.Düşerken kafamı sert çarpmış olmalıydım kafamın arkası acıyordu bunu hissedebiliyordum.Birden o çınlamayı tekrar kulaklarımda hissettim.Bu defa yalnız kulaklarım çınlamıyor gözlerimde bir ışıkta beliriyordu.Etrafımdaki sesleri artık duyamıyordum.Kulaklarım çınlıyor gözlerimdeki ışığın parlaklığı gittikçe artıyordu.Birden bir yazı belirdi gözlerimin önünde.Sesler kesilmiş ışık beyaz bir zemine dönüşmüştü.Beyaz zemindeki yazı git gide netleşiyordu.Yazıyı okuya biliyordum artık.Gözlerimi biraz kısarak okumaya çalıştım.Veritabanı yükleniyor lütfen bu ekranı kapatmayınız bu işlem birkaç dakika süre bilir yazıyordu.Evet yanlış okumuyordum.Bu bilgisayarlarda sıkça rastladığımız hata metinlerinin bire bir aynısıydı.Fakat bu nasıl olabiliyordu anlam veremiyordum olan bitenlere.Düşünmeliydim olan bitene bir anlam vermeliydim.Biraz düşününce kendi bilgisayarımın veritabanında kayıtlı olan sanal alemin içinde sıkışmış olabileceğim geldi aklıma ama bu çok saçmaydı böyle bir şey olamazdı ki.Yoksa olabilirmiydi?
Evet kesinlikle öyleydi veritabanımda sıkışmıştım yaptığım küçük bir hatanın büyük bir cezası olarak veritabanı beni içerisine çekmişti. Belki de son kablo yanlış bir tercihti bu yanlış tercihin bana yüklediği ağır bir cezaydı.Kendi veritabanımın esiri olmuştum.Olan biteni anlamaya çalışırken birden etraf bulanıklaştı yazı bir anda kaybolmuştu.Göz kapaklarımın kapalı olduğunu hissediyordum.Gözlerimi yavaşça açtığımda gözümün içerisine tutulan bir ışık ve sakin olmamı söyleyen bir ses.Anlam veremiyordum bana ne olmuştu.Biraz zaman geçtikten sonra kendime gelmiştim.Bir ambulansın içerisinde hastaneye gidiyordum.Feneri gözüme tutan ilk müdahale doktoru‘sakin ol evlat sadece ufak bir elektrik çarpması iyi olacaksın merak etme’diyordu bana.
Son kabloyu değiştirdiğim zaman yanlış değiştirmiş olmalıydım ve elektrik akımı vücuduma gelmiş beni elektrik çarpmıştı. Bayılmanın etkisi benim hayal görmeme yol açmıştı. Yaşananlar gerçek değildi bir hayalden ibaretti. Ambulansın tavanını anlamsız gözlerle izlerken gülmemek için kendimiz zor tutuyordum ama bunun öcünü bilgisayar başına oturur oturmaz Ezio’dan çıkaracaktım.Ben veritabanından çıkmıştım fakat Ezio bilgisayarımın veritabanında kayıtlıydı ve asla oradan çıkamayacaktı.

Adı Soyadı: Oğuz Han KARA

Bilgi: Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, dilbilgisi25@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Bizle iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde size dönüş yapılıp gerekli bilgi verilecektir.